
Alinay, Kıpçak bozkırlarının en parlak yıldızıydı. Ancak kader onu Akyazı'nın sert ellerine teslim etmişti. Yarın köle pazarında satılacak olması, kalbindeki o büyük heyecanı söndüremiyordu.
Kıpçak topraklarından koparılan Prenses Alinay, esaret altında olmasına rağmen ruhundaki özgürlük ateşiyle spordaki ustalığını kullanarak kendi kaderini çizmeye çalışır.

Alinay, Kıpçak bozkırlarının en parlak yıldızıydı. Ancak kader onu Akyazı'nın sert ellerine teslim etmişti. Yarın köle pazarında satılacak olması, kalbindeki o büyük heyecanı söndüremiyordu.

Akyazı'nın savaşçıları, esirlerini sınamak için geleneksel bir atlı spor müsabakası düzenlediler. Alinay, bir kenarda izlerken atların ritmini ve okçuların hedefe kilitlenişini dikkatle gözlemledi. Onun için bu sadece bir oyun değil, özgürlüğe giden yolun anahtarıydı.
Gözlerine kestirdiği bir anlık boşlukta, Alinay en çevik atın dizginlerini kavradı. Adrenalin damarlarında dolaşırken, atıyla öyle bir uyum yakaladı ki Akyazı'nın en iyi binicileri bile onun hızına yetişemedi. Spor, ona esaretten kurtulmanın yolunu gösteriyordu.

Sınırın ötesine geçtiğinde, Alinay artık bir köle değil, kendi kaderinin hakimiydi. Anadolu'nun rüzgarı saçlarını okşarken, kazandığı bu büyük zaferin sadece bir başlangıç olduğunu biliyordu. Artık özgürdü ve kendi hikayesini yazmaya hazırdı.

Kıpçak prensesi, cesur ve çevik.
Uzun örgülü kestane rengi saçlar, kararlı ela gözler.Esir tüccarı ve boy lideri.
İri yapılı, sert yüz hatları, koyu renkli kaftan.