
Elara, sıradan bir fani dünyasında doğmuştu ama kalbi peri masallarıyla doluydu. On yedi yaşına bastığında, penceresinden süzülen altın rengi bir güneş ışığı, hayatını sonsuza dek değiştirecekti. O güne kadar, peri dünyası sadece kitaplarda okuduğu, rüyalarında gördüğü bir yerdi.
Elara, uzun zamandır perilerin varlığına inanıyordu. Geceleri yıldızları seyrederken, onların parıltılarının aslında perilerin kanatlarından yansıdığına emindi. Ormanda yürürken, ağaçların fısıltılarının perilerin gizli mesajları olduğuna kulak kabartırdı.



