
Eliza, sırt çantasını sıkıca kavrayarak ormanın derinliklerine doğru yürüdü. Şehirdeki gürültüden, kalabalıktan ve özellikle de onu anlamayan insanlardan kaçmıştı. Orman, onun için her zaman bir sığınak olmuştu, ama bugün farklıydı. İçindeki yalnızlık, ağaçların gölgesi gibi üzerine çöküyordu.
“Belki de çok fazla şey bekliyorum,” diye fısıldadı kendi kendine. “Belki de insanlar beni anlamak zorunda değil.”




