
Karlarla kaplı bir köyde, Selim ve Mert adında iki can arkadaş yaşarmış. Kışın gelişiyle her yer bembeyaz olmuştu.
Selim ve Mert, karın tadını çıkarmak için sabırsızlanıyorlardı.
Selim ve Mert'in karlı bir günde yaşadıkları kızak yarışı macerası, dostluğun önemini vurguluyor.

Karlarla kaplı bir köyde, Selim ve Mert adında iki can arkadaş yaşarmış. Kışın gelişiyle her yer bembeyaz olmuştu.
Selim ve Mert, karın tadını çıkarmak için sabırsızlanıyorlardı.
Bir gün, Selim, "Mert, hadi kızaklarla kaymaya gidelim!" dedi. Mert de çok sevindi ve hemen kabul etti.
Birlikte en yakındaki tepeye doğru koştular.


Tepeden aşağı hızla kayarken, Selim bir anda dengesini kaybetti ve yere düştü! Dizini incitmişti.
Mert hemen Selim'in yanına koştu. "İyi misin, Selim?" diye sordu endişeyle.
Selim acıyla, "Dizim acıyor," dedi. Mert, Selim'in dizine baktı ve, "Hemen eve gidelim, annem pansuman yapar," dedi.
Mert, arkadaşı Selim'e destek olarak evlerine kadar eşlik etti.


Selim'in annesi dizini sardıktan sonra, Selim, Mert'e dönerek, "İyi ki varsın Mert, bana çok yardım ettin," dedi.
Mert gülümsedi ve, "Dostlar böyle zamanlar için vardır," dedi.
O gün, kızak yarışı yapamasalar da, dostluklarının ne kadar değerli olduğunu bir kez daha anladılar.
Maceraperest, arkadaş canlısı
Mavi montlu, kırmızı şapkalı küçük bir çocukYardımsever, düşünceli
Yeşil montlu, sarı atkılı küçük bir çocuk