
Metehan, her sabah olduğu gibi yine alarmın sinir bozucu sesiyle uyandı. Okul, onun için adeta bir kabustu. Matematik dersleri sonsuz formüllerle doluydu, tarih dersleri ezberlenmesi gereken bitmek bilmeyen savaşlarla. Pencereden dışarı baktı, güneşli bir gün onu bekliyordu ama o, dört duvar arasına sıkışmak zorundaydı.
“Keşke okulum daha eğlenceli olsaydı,” diye mırıldandı kendi kendine. İşte o an, aklında bir şimşek çaktı. Neden kendi hayal okulunu yaratmasındı ki?




